MARAŞ DONDURMASI KENDİNİ NASIL ANLATACAK?
Son zamanlarda yöresel ürünlerin peş peşe tescillendiğini görüyoruz. Güzel Bir ürünün yöreyle olan bağının kayıt altına alınması, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması elbette önemli.
Ama burada başka bir soruyla karşı karşıyayız:
Tescil edilen ürünleri birbirinden nasıl ayıracağız?
Çünkü hikâyeler birbirine benzemeye başladı.
“Yüzyıllardır yapılıyor”
“Ustalıkla hazırlanıyor”
“Yöresel ürün”
“Doğal malzemeler”
“Geleneksel yöntem”
Bunların hepsi değerli. Ama artık tek başına yeterli değil.
İşte tam bu noktada dönüp kendi ürünümüze, Maraş Dondurmasına, bakmamız gerekiyor.
Maraş Dondurmasının bugün yeni bir hikâyeye ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Bizim zaten güçlü bir hikâyemiz var.
İhtiyacımız olan şey, o hikâyeyi daha anlaşılır, daha görünür ve daha ayırt edilebilir hale getirmek.
Bunun için önce kendimize üç basit soru sormalıyız:
Ben neyim?
Beni diğerlerinden nasıl tanırsın?
Bende ne farklı?
Bence Maraş Dondurmasının gelecekteki markalaşma hikâyesi bu üç sorunun cevabı üzerine kurulmalı.
“Ben neyim?” Sorusunun cevabı net olmalı.
Ben Maraş Dondurmasıyım.
Sadece dondurma değilim. Sadece sütlü, soğuk bir tatlı değilim. Beni tanımlayan kendime özgü bir yapı, kıvam, üretim anlayışı ve servis kültürüm var.
Ama bunu tüketiciye anlatmak yetmez.
Tüketici beni gördüğünde anlamalı.
İşte ikinci soru burada devreye giriyor:
“Beni diğerlerinden nasıl tanırsın?”
Bugün bir vitrinin önüne geçtiğimizde farklı yörelerin sade dondurmalarını birbirinden ayırmak her zaman kolay değil.
O halde Maraş Dondurmasının kendine özgü görsel ve fiziksel bir kimliği olmalı.
Tıpkı bir insanın yüzünü görür görmez tanınması gibi…
Maraş Dondurması da daha ilk bakışta tanınmalı.
Kıvamı, rengi, sunumu, kesilişi, külahı, servis biçimi… Bunların hepsi aynı hikâyeyi anlatmalı.
Bir yerde “Maraş Dondurması” yazıp bildiğimiz herhangi bir dondurmayı satmak yerine, Maraş Dondurmasının nasıl görünmesi ve nasıl sunulması gerektiği konusunda ortak bir anlayış oluşturmalıyız.
Belki de burada “Maraş Sadesi” fikri önem kazanıyor.
“Maraş Sadesi” yalnızca bir ürün adı olmamalı.
Bir ürün sözü olmalı.
Tüketici “Maraş Sadesi” dediğinde ne alacağını bilmeli.
Sade olacak.
Maraş Dondurmasının temel karakterini taşıyacak.
İçine farklı aromalar, soslar ve gösterişli malzemeler eklenerek ürünün özünü gölgelemeyecek.
Çünkü bazen bir ürünün gücü, içine ne kadar çok şey koyduğunda değil, ne kadar az şeyle kendini anlatabildiğinde ortaya çıkar.
Ve gelelim üçüncü soruya:
“Bende ne farklı?”
İşte asıl mesele burada.
Maraş Dondurmasının farklılığını sadece “bizim dondurmamız daha güzel” diyerek anlatamayız.
Bunu ölçülebilir, görülebilir ve hissedilebilir hale getirmeliyiz.
Ürünün kıvamı, üretim yöntemi, kullanılan malzemeler, salep karakteri, servis şekli ve hatta tüketiciye sunuluş biçimi ortak bir standarda bağlanabilir.
Böylece “Maraş Sadesi” dediğimizde herkesin kafasında aynı ürün oluşmaya başlar.
Bir yerde başka, başka yerde başka bir “Maraş Sadesi” olmamalı.
Tıpkı bir markanın logosunu gördüğümüzde neyle karşılaşacağımızı bildiğimiz gibi…
Maraş Sadesi'ni gördüğümüzde de tadını, kıvamını ve karakterini bilmeli tüketici.
Bunun için belki de yapılması gereken en önemli şeylerden biri, üreticileri aynı masanın etrafında buluşturmak.
Dondurma ustaları, üreticiler, oda ve kurumlar, gastronomi uzmanları, üniversiteler, tasarımcılar ve marka uzmanları…
Birlikte oturup şu soruyu sormalılar:
“Maraş Dondurmasını dünyanın herhangi bir yerinde gördüğümüzde, başka hiçbir dondurmayla karıştırılmaması için ne yapmalıyız?”
Cevap sadece bir logo olmayacaktır.
Sadece bir slogan da olmayacaktır.
Bir ürün standardı olacaktır.
Bir görsel kimlik olacaktır.
Bir servis kültürü olacaktır.
Bir ambalaj dili olacaktır.
Ve en önemlisi, bütün bunların arkasında duran ortak bir anlayış olacaktır.
Belki de artık Maraş Dondurmasını sadece “çok eski ve çok meşhur” olduğu için anlatmayı bırakıp, neden farklı olduğunu anlatmaya başlamanın zamanı gelmiştir.
Çünkü geçmişimiz bizim en büyük sermayemiz.
Ama bir ürünün geleceğini yalnızca geçmişi belirlemiyor.
Onu nasıl anlattığımız, nasıl sunduğumuz ve tüketicinin zihninde nasıl konumlandırdığımız da belirliyor.
Bugün “Maraş Dondurması” dediğimizde insanların aklına bir görüntü, bir kıvam, bir tat ve bir deneyim gelmeli.
Ve yarın biri “Maraş Sadesi nedir?” Diye sorduğunda cevabımız da çok net olmalı:
“Maraş Dondurmasının özüdür.”
Bence artık tartışmamız gereken konu,
“Maraş Dondurması meşhur mu?” Değil.
O sorunun cevabını zaten biliyoruz.
Asıl soru şu:
Maraş Dondurması kendini dünyaya anlatabilecek kadar net bir kimliğe sahip mi?
İşte üzerinde düşünmemiz gereken yer tam da burası.
B.K.K Lingada Yazım Ekibi